Kosova’da yeni bir kriz: İbar Köprüsü gündemde
Kosova’da yeni bir kriz: İbar Köprüsü gündemde
Kosova‘da hassasiyetiyle bilinen Mitroviça şehrinde, yıllardır hem bir geçiş noktası hem de siyasi bir sınır çizgisi olan İbar Köprüsü yeniden küresel ve bölgesel gündemin tam merkezine yerleşti.
Avrupa Birliği tarafından yapılan son açıklamalarda, köprünün araç trafiğine açılması konusunda önceden masaya konulan şartların artık tamamıyla sağlandığı duyuruldu. Fakat başkent Priştine ile Belgrad arasında ve bölgede yaşayan Sırp toplumunda bu karar, bir rahatlamadan ziyade yeni endişeleri ve tedirginlikleri tetikler durumda.
Çünkü buradaki asıl sorun, teknik bir kararla o sokağın ya da o caddenin, o bölgenin trafiğe açılmasından çok daha farklı. Balkanlar‘daki sabit aidiyet ve güvenlik sorunlarına doğrudan temas ediyor.
Köprü neden bu kadar önemli?
İbar Köprüsü‘nün hikayesi, 1999 yılındaki savaştan sonra Kosova’da oluşan kırılgan ve ayrışmış yapının adeta canlı bir minyatürüdür.
Şehrin kuzey bölgesinde ezici çoğunlukla Sırp vatandaşlar yaşamını sürdürürken, güney bölgesinde ise Arnavut nüfus ağırlıktadır. Yıllar boyunca uluslararası barış güçlerinin koruması altında olan bu köprü, iki bölge arasındaki fiziksel kopukluğun en net sembolü olarak kaldı.
Bugün yayalar rahatlıkla karşıdan karşıya geçebiliyor. Ancak araç trafiğinin yasak olması, iki toplum arasındaki ayrışmayı diri tutuyordu.
Bundan kaynaklı, köprünün araçlara açılması düşüncesi normalleşme taraftarları tarafından iyi karşılanırken, orada yaşayan halk ve Sırp temsilciler tarafından güvenlik kalkanının kalkması manasına geliyor.
Avrupa Birliği’nin kararı ve bölgesel kaygılar
Tartışmanın fitilini ateşleyen son hamle Brüksel’den geldi.
Avrupa Birliği, bu köprünün tekrardan araç trafiğine açılması yolundaki güvenlik soruşturmalarının bittiğini ve şartların sağlandığını belirtti.
Ancak bu söylemin hemen ardından Sırplar başta olmak üzere bölgedeki siyasi aktörler açık bir çağrı yoluyla tepki gösterdi.
Sırp tarafı, bu güvenlik raporunun hangi kriterlere ve kimler tarafından hazırlandığını, bölgedeki gerçekçi problemlerin ve risklerin nasıl hesaplandığını ve bunlardan daha önemli olan bir provokasyon durumunda bunun sorumluluğunu kimin üstleneceğini net bir şekilde sorguluyor.
Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vučić de küresel platformlarda ve doğrudan NATO nezdinde bu adımın rafa kaldırılması için girişimlerde bulundu ve krizin sadece bölgesel değil, uluslararası diplomatik bir satranç oyununa dönüştüğünü açıkça gösteriyor.
KFOR‘un bölgedeki rolü ve güvenlik endişesi
İşin en kritik boyutu askeri boyutu ise NATO‘nun Kosova‘da bulunan barış gücü, yani KFOR oluşturuyor.
Yıllardır İbar Köprüsü üzerinde, yakın çevresinde ve o bölgede sürekli bir güvenlik hattı oluşturan KFOR güçlerinin kuzey bölgesindeki kalıcı güvenlik noktalarını kaldırması ve buradaki sorumlulukları da yavaş yavaş Kosova polisine devretmesi, Sırp tarafında bardağı taşıran son damla oldu.
Sırp toplumunun en büyük endişesi, yerel polisin kontrolünde yaşanabilecek olası olaylar veyahut da güvenlik zafiyetleridir.
Brüksel her ne kadar bu kararın NATO‘ya ait olduğunu ve her iki tarafın da güvenliğinin sağlanacağını temin etse de alanda bu güven meselesi hâlâ sorgulanır durumda.

Balkangundem
Peki yerel halk ne diyor ve Priştine neyi hedefliyor?
Bölgedeki atmosferin ne kadar gergin olduğunu görmek için sokağa kulak vermek gerekiyor.
Sivil toplum kuruluşları ve bağımsız kurumların Mitroviça halkı üzerinde yaptığı anketler ve yoklamalar, halkın genelinin şimdilik bu karara karşı olduğunu gözler önüne seriyor.
Çünkü insanlar günlük hayatlarının kolaylaşmasından ziyade mahallelerinde, bölgelerinde, yaşam alanlarına yönelik huzursuzluktan ve olaylardan çekiniyor.
Buna karşı Priştine yönetimi ise bu adımı savunmakta ısrarcı.
Kosova‘ya göre İbar‘ın iki bölgesinin tamamen bütünleşmesi ve şehir içi hareketliliğin bir sirkülasyon haline gelmesi, hukukun egemenliği ve normalleşme açısından atılması gereken kaçınılmaz bir adım.
Son zamanlarda köprünün çevresinde uygulanan diğer alternatif geçiş projeleri de bu politikanın bir parçası olarak sunuluyor ve hayata geçirilmek isteniyor.
Peki sonuç ne olacak? Kalıcı bir barış mı, yeni bir kıvılcım mı?
Bugünden itibaren İbar Köprüsü‘nün geçmişi, yani fiziki olarak yapılışı ne olarak bilinmese de, bu problemin yarattığı gerginlik şimdiden tüm Balkan coğrafyasında hissediliyor.
Bir tarafta normalleşme ve birleşme, diğer tarafta ise travmalar, güvensizlikler, kaygılar ve endişeler.
Eğer bu süreç iki taraf arasında yeterli diyalog sağlanmadan, halkın kaygıları umursanmadan ilerlerse, bu köprü iki tarafı birleştirmekten ziyade yeni bir probleme sebep olabilir.
Balkanlar‘da gözler hem Brüksel‘in baskısında hem de güvenliği sağlayan aktörlerin atacağı sağduyulu ve teminatlı adımlarda olacak.