Mladić Krizi Büyüyor: Bosna, Sırp Diplomatları Kovdu, Bölgesel Anlaşmayı Askıya Aldı!
Mladić Krizi Büyüyor: Bosna, Sırp Diplomatları Kovdu, Bölgesel Anlaşmayı Askıya Aldı!

Mladic
Ratko Mladić’in Sırbistan’da büyük bir kalabalık ve askeri tören görüntüleri eşliğinde toprağa verilmesinin artçı sarsıntıları bitmek bilmiyor.
Tam tersine kriz her geçen gün biraz daha büyüyor.
Önce Brüksel’den tepki geldi. Avrupa Birliği, Mladić’in ölümünün ve ardından yapılan törenlerin savaş suçlularının yüceltilmesi noktasına geldiğini söyleyerek Belgrad’a açık mesaj verdi. AB Komşuluk ve Genişlemeden Sorumlu Komiseri Marta Kos, Sırbistan ziyaretini iptal etti.
Ardından Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa, Mladić’in cenazesinden ortaya çıkan görüntüleri “şok edici” olarak nitelendirdi.
Şimdi ise krizin doğrudan taraflarından biri olan Bosna-Hersek devreye girdi.
Ve Saraybosna’nın tepkisi hiç de sembolik olmadı.
Bosna-Hersek, Sırbistan’ın iki diplomatını ülkeden kovdu ve Belgrad ile imzalanması planlanan bölgesel işbirliği anlaşmasını askıya aldı.
Yani artık mesele sadece açıklamalarla yürüyen bir diplomatik kriz değil.
İşin içine doğrudan diplomatik yaptırım girmiş durumda.
Sırp Diplomatlara 48 Saat Süre Verildi
Bosna-Hersek Dışişleri Bakanı Elmedin Konaković, Sırbistan’ın Saraybosna Büyükelçiliği’nde görev yapan iki kişiyi “istenmeyen kişi” ilan etti.
Bunlardan biri Sırbistan’ın askeri ataşesi Milan Dulanović.
Diğeri ise Sırbistan İstihbarat Teşkilatı BIA’nın Saraybosna’daki temsilcisi olarak görev yapan danışman Danko Maksimović.
İki diplomata ülkeyi terk etmeleri için 48 saat süre verildi.
Şimdi burada bir durup düşünmek gerekiyor.
Diplomat kovmak, özellikle Balkanlar gibi geçmişin hâlâ siyasetin üzerinde ciddi ağırlığının bulunduğu bir bölgede, sıradan bir protesto yöntemi değil.
Bu, “Biz bu olanları kabul etmiyoruz” demenin en sert diplomatik yollarından biri.
Saraybosna’nın verdiği mesaj da tam olarak bu.
“Sırbistan Tüm Kırmızı Çizgileri Aştı”
Bosna-Hersek Dışişleri Bakanı Konaković’in sözleri de krizin boyutunu açıkça ortaya koyuyor.
Konaković, Sırbistan’ın Mladić’in ölümü ve cenazesi sürecindeki tutumuyla “tüm kırmızı çizgileri aştığını” söyledi.
Bosna tarafının özellikle tepki gösterdiği nokta ise sadece cenazenin yapılması değil.
Sırp hükümetinden bazı üst düzey isimlerin cenazede bulunması, devlet imkânlarının kullanılması, Mladić’in tabutunun askeri unsurlar eşliğinde taşınması ve törenin kamuoyunda büyük bir anmaya dönüşmesi Saraybosna’nın tepkisini büyüttü.
Çünkü Bosna açısından Mladić sıradan bir eski general değil.
Uluslararası mahkeme tarafından soykırım, savaş suçları ve insanlığa karşı suçlardan mahkûm edilmiş bir isim.
Srebrenitsa’da yaklaşık 8 bin Boşnak erkek ve çocuğun öldürülmesiyle sonuçlanan soykırımın yanı sıra Saraybosna kuşatmasındaki rolü nedeniyle de suçlu bulundu ve ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. Bu karar 2021’de temyizde de onandı.
İşte Saraybosna’nın bugün verdiği tepkinin temelinde de bu geçmiş yatıyor.
Bosna, Bölgesel Anlaşmadan da Çekildi
Fakat mesele sadece iki diplomatın sınır dışı edilmesiyle bitmedi.
Bosna-Hersek, Sırbistan ile birlikte Batı Balkan ülkeleri arasında imzalanması planlanan iyi komşuluk ve bölgesel işbirliği mutabakatına da destek vermeyeceğini açıkladı.
Söz konusu anlaşmanın 1 Ekim’deKaradağ’da imzalanması planlanıyordu.
Bu da işin başka bir boyutu.
Çünkü Balkan ülkeleri son yıllarda ekonomik ilişkileri, sınır geçişlerini, ticareti ve bölgesel işbirliğini artırmaya çalışıyor.
Yani bir taraftan “Balkanlar birlikte hareket etsin, bölge Avrupa’ya yaklaşsın” deniliyor.
Diğer taraftan 1990’ların savaşlarının bıraktığı yaralar yeniden siyasetin tam ortasına geliyor.
Mladić krizi tam olarak bunu gösteriyor.
Geçmişin kapandığı düşünülüyor.
Sonra bir cenaze töreniyle o kapı yeniden açılıyor.
Saraybosna Belgrad’daki Büyükelçiliğini de Küçültüyor
Bosna-Hersek bununla da yetinmedi.
Saraybosna yönetimi, Belgrad’daki büyükelçiliğinde görev yapan personelin büyük bölümünü geri çekme kararı aldı. Büyükelçi ve konsolos dışında personelin minimum seviyeye indirilmesi planlanıyor.
Bu da bize krizin geçici bir açıklama savaşından çok daha ileri gittiğini gösteriyor.
Çünkü diplomatik temsil düzeyinin düşürülmesi, ülkeler arasındaki siyasi ilişkilerde ciddi bir soğuma anlamına geliyor.
Üstelik bu gelişme tam da Sırbistan’ın Avrupa Birliği üyeliği konusunda yeniden sıkıştırıldığı bir dönemde yaşanıyor.
Brüksel de Sessiz Kalmadı
Saraybosna’nın tepkisi gelirken Brüksel de geri adım atmış değil.
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Mladić’in cenazesinden ortaya çıkan görüntüleri “şok edici” olarak değerlendirdi.
Von der Leyen’e göre cenazede bazı üst düzey Sırp yetkililerin bulunması, Sırbistan’ın Avrupa’nın yakın tarihindeki karanlık bir dönemle yeterince yüzleşmediğini gösteriyor.
Daha önemlisi ise bunun Sırbistan’ın Avrupa Birliği üyelik hedeflerine zarar verebileceği açıkça ifade edildi.
Yani Belgrad artık sadece Bosna ile problem yaşamıyor.
Brüksel de bu görüntüleri yakından takip ediyor.
AB Komisyonu’nun genişlemeden sorumlu ismi Marta Kos’un Sırbistan ziyaretini iptal etmesi de bunun en açık örneği.
Kos daha önce Mladić’in ölümünün ardından yaşanan “yüceltme” görüntülerinin Avrupa Birliği yolunda kabul edilemeyeceğini söylemişti.
Birleşmiş Milletler de Tepki Gösterdi
Kriz artık Avrupa sınırlarını da aşmış durumda.
Birleşmiş Milletler Soykırımın Önlenmesi Özel Danışmanı Chaloka Beyani de Sırbistan ve Bosna-Hersek’te Mladić’in yüceltilmesi ve soykırım inkârı yönündeki görüntüleri endişeyle takip ettiklerini açıkladı.
BM tarafı, Srebrenitsa’da soykırım işlendiğinin uluslararası mahkemeler tarafından kesin olarak tespit edildiğini hatırlattı.
Yani Balkanlar’daki bu tartışma artık yalnızca Belgrad ile Saraybosna arasında yaşanan bir siyasi kavga olmaktan çıkıyor.
Avrupa Birliği var.
Birleşmiş Milletler var.
Bosna-Hersek var.
Sırbistan var.
Ve bütün bu aktörlerin ortaklaştığı nokta, Mladić’in cenazesi üzerinden başlayan tartışmanın bölgedeki eski yaraları yeniden açmış olması.
Belgrad Şimdi Ne Yapacak?
İşte asıl mesele burada.
Sırbistan yönetimi şu anda çok zor bir denklemle karşı karşıya.
Bir tarafta içeride Mladić’i hâlâ kahraman olarak gören milliyetçi kesimler bulunuyor.
Diğer tarafta Avrupa Birliği üyeliği hedefi var.
Bir tarafta Bosna-Hersek ile ekonomik ve siyasi ilişkiler var.
Diğer tarafta Sırbistan’ın kendi iç siyasetinde milliyetçi söylemin hâlâ güçlü olması var.
Üstelik Sırbistan 25 Ekim’de erken parlamento seçimine gidiyor.
Dolayısıyla Mladić meselesi Belgrad açısından sadece dış politika problemi değil.
Aynı zamanda içerideki seçim hesaplarının da tam ortasına oturmuş durumda.
Cumhurbaşkanı Aleksandar Vučić cenazeye katılmadı. Ancak oğlu Danilo Vučić cenazede yer aldı. Hükümetten bazı bakanların da törende bulunması, Brüksel’in ve Saraybosna’nın eleştirilerini daha da artırdı.
Yani Belgrad bir taraftan “Bu aile ve toplum meselesidir” diyerek devlet sorumluluğundan uzak durmaya çalışırken, diğer taraftan devlet görevlilerinin cenazede bulunması nedeniyle açıklama yapmak zorunda kalıyor.
Balkanlar’da Eski Defterler Yeniden Açılıyor
Mladić’in ölümü aslında 1990’ların hiç bitmediğini bir kez daha gösterdi.
Savaş bitti.
Dayton Anlaşması yapıldı.
Yeni sınırlar ve yeni siyasi dengeler ortaya çıktı.
Ama insanların hafızasında kalanlar bitmedi.
Srebrenitsa hâlâ orada.
Saraybosna kuşatması hâlâ hafızalarda.
Kayıp yakınlarını arayan aileler hâlâ var.
Ve savaş suçlularının nasıl hatırlanacağı meselesi hâlâ Balkan siyasetinin en hassas konularından biri.
İşte bu nedenle Mladić’in cenazesi sadece bir cenaze olmadı.
Sırbistan’da binlerce insanın katıldığı büyük bir törene dönüştü.
Bosna’da büyük tepki yarattı.
Brüksel’i ayağa kaldırdı.
Şimdi de iki diplomatın sınır dışı edilmesine ve bölgesel bir anlaşmanın askıya alınmasına kadar geldi.
Sırbistan İçin Zor Günler Başlıyor
Şimdi gözler Belgrad’da.
Sırbistan yönetimi Bosna’nın attığı bu adımlara nasıl cevap verecek?
Diplomatik ilişkiler daha da mı gerilecek?
Bosna ile imzalanması planlanan bölgesel anlaşma tamamen mi rafa kalkacak?
Brüksel’den yeni bir yaptırım veya siyasi baskı gelecek mi?
Ve en önemlisi:
25 Ekim’de sandığa gidecek Sırp seçmeni bütün bu yaşananları nasıl değerlendirecek?
İşte bunu henüz bilmiyoruz.
Ama şunu artık rahatlıkla söyleyebiliriz:
Mladić öldü ama Mladić meselesi bitmedi.
Hatta tam tersine, cenazesinden sonra ortaya çıkan tablo bu dosyanın Balkanlar’da daha uzun süre konuşulacağını gösteriyor.
Sırbistan bir taraftan seçim hazırlığı yapıyor.
Diğer taraftan Bosna ile diplomatik kriz yaşıyor.
Brüksel’den gelen eleştiriler giderek sertleşiyor.
Ve 1990’ların savaş suçları, yıllar sonra yeniden Balkan siyasetinin tam ortasına oturmuş durumda.
Belgrad’ın bundan sonraki hamlesi sadece Sırbistan’ı değil, Bosna-Hersek başta olmak üzere bütün bölgedeki ilişkileri etkileyebilir.