Karadağ’ın AB Hayalinde “Dil” Tuzağı: Karadağca Yok, Hırvatça Konuşacaksınız Dayatması!

Karadağ’ın AB Hayalinde “Dil” Tuzağı: Karadağca Yok, Hırvatça Konuşacaksınız Dayatması!
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ

Balkanlar’da “Avrupa masalı” her gün yeni bir skandalla, yeni bir absürtlükle duvara çarpıyor. 2028’de AB üyesi olacağız diye ortalıkta gezinip ülkenin demografisini, vize rejimini ve ekonomisini Brüksel’in kapısında peşkeş çeken Karadağ yönetimi, şimdi tarihin en trajikomik, en haysiyetsiz tuzağıyla baş başa: Dil krizi.

Hırvatistan’ın vetolarıyla, savaş tazminatlarıyla ve 90’lardan kalma Jadran gemisi krizleriyle zaten köşeye sıkışan Podgorica’ya, şimdi masadan kalkması için çok daha ağır bir sopa gösteriliyor: “Kardeşim sizde Karadağca diye bir dil yok, AB müktesebatını çevirirken geçici olarak Hırvatça kullanacaksınız.”

Düşünebiliyor musunuz? Kendi devletinizin adını verdiğiniz o dili, Brüksel’in ve Zagreb’in bürokratik masasında bir kalemde silip atıyorlar.

karadağ hırvatistan

Hırvatistandan Karadağa Veto

On Binlerce Sayfalık Müktesebat ve “Beceriksizlik” Kılıfı

Aslında olayın kılıfı hazıra konulmuş: Teknik zorunluluk. Karadağ’ın o 2028 takvimini tutturabilmesi için on binlerce sayfalık ortak Avrupa yasalarını (müktesebat) kendi resmi diline eksiksiz çevirmesi gerekiyor. Ama Brüksel’deki o beyaz yakalı masabaşı efendiler çok iyi biliyor ki, Podgorica’nın ne o teknik kapasitesi var ne de bu devasa yükü sırtlayacak vakti.

İşte tam bu noktada masaya koydukları o “pratik çözüm” (!) aslında kimlik siyasetinin altını oymak için bizzat bir silaha dönüştürüldü: Brüksel ve Zagreb hattı, Karadağ’a “Zaten diliniz aşağı yukarı aynı, sıfırdan çeviriyle vakit kaybetmeyin, AB’nin resmi dili olan Hırvatçayı ortak geçici metin olarak alın” dayatmasını yapıyor.

Yahu adamın kendi ana dilini yok sayıp, tarihte adını anmak istemediği komşusunun diliyle Avrupa’ya girmesini emretmek hangi diplomatik akla sığar?

Karadağ Kimliği Masada Harcanıyor

Yıllardır uluslararası alanda “Karadağca” diye ayrı bir dilin varlığını tescilletmek, ulusal kimliğini bunun üzerine kurmak için havanda su döven Podgorica yönetimi, bugün işte bu ikiyüzlülüğün duvarına çarptı.

Hırvatistan’ın siyasi vetolarıyla nefesi kesilen, takvimi daralan ve 2028 hedefini tutturabilmek için her tavizi vermeye hazır olan Karadağ hükümetine, kendi komşusunun diliyle AB’ye girmesi dikte ediliyor. Kendi ülkenizde konuştuğunuz dili bile Avrupalı efendilere ve komşu Zagreb’in siyasi çıkarlarına göre “esnetmek” zorunda kalmak, ezikliğin ve teslimiyetin en acı tablosudur.

Ne Vize Fayda Ediyor Ne de Dili Peşkeş Çekmek

Hatırlayın; daha dün Türk vatandaşlarına apar topar vize getiren, Doğu blokuna kapıları kapatıp Brüksel’e yaranmaya çalışan Podgorica yönetimi, elinde ne var ne yoksa masaya bıraktı. Ama ne oldu? Zagreb’in vetosu bitmedi, yetmedi şimdi de dil üzerinden ulusal onura darbe vurulmaya başlandı.

Brüksel’in o parıltılı koridorlarında Karadağ’a verilen mesaj o kadar net ki okumasını bilene: “Önce kimliğinizi, dilinizi ve geçmişinizi kapıda bırakın, sonra belki kapıdan içeri bakarız.”

Podgorica şimdi bu dil dayatması karşısında ne yapacağını kara kara düşünüyor. Hırvatça formülünü kabul etmek, Karadağ’ın varlık nedenine ve ulusal kimliğine ihanet etmek demektir; reddetmek ise o 2028 masalının tamamen suya düşmesi demek.

Balkanlar’da tarih ve kimlik, her zamanki gibi politikanın dişlileri arasında ezilmeye devam ediyor. Bakalım Spajić yönetimi, bu dil dayatmasının altından halkına hangi yalanla, hangi bahaneyle kalkacak?

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ