Ursula von der Leyen Karadağ’da: Brüksel’den “Hızlanın” Mesajı mı, Hırvatistan Engelini Aşma Ziyareti mi?
Ursula von der Leyen Karadağ’da: Brüksel’den “Hızlanın” Mesajı mı, Hırvatistan Engelini Aşma Ziyareti mi?

von der Leyen karadağ ziyareti
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen bugün Karadağ’da.
Batı Balkanlar turu kapsamında Podgorica’ya gelen von der Leyen, Karadağ Cumhurbaşkanı Jakov Milatović ve Başbakan Milojko Spajić ile bir araya geliyor.
Peki bu ziyaret neden önemli?
Çünkü zamanlama oldukça dikkat çekici.
Karadağ yıllardır Avrupa Birliği üyeliği için bekliyor ve artık sürecin son düzlüğüne girdiğini söylüyor. Hükümetin hedefi belli:
2028 yılında Avrupa Birliği’nin 28’inci üyesi olmak.
Fakat tam da Karadağ’ın Avrupa Birliği üyeliğinin artık daha yüksek sesle konuşulduğu bir dönemde komşu Hırvatistan ile yaşanan sorunlar yeniden masaya geldi.
Yani bir tarafta Brüksel, Karadağ’a “reformlara devam edin” diyor.
Diğer tarafta Avrupa Birliği’nin mevcut üyelerinden Hırvatistan, Karadağ ile çözülmemiş meselelerini önüne koyuyor.
İşte von der Leyen’in Podgorica ziyareti tam olarak böyle bir dönemde gerçekleşiyor.
Karadağ gerçekten Avrupa Birliği’ne bu kadar yakın mı?
Önce rakamlara bakalım.
Karadağ’ın Avrupa Birliği ile yürüttüğü 33 müzakere faslının tamamı açılmış durumda.
Bunlardan 18’i geçici olarak kapatıldı.
Bu rakam Karadağ’ı Batı Balkanlar içerisinde Avrupa Birliği üyeliğine en fazla yaklaşan ülkelerden biri haline getiriyor.
Üstelik Avrupa Komisyonu haziran ayında Karadağ’ın gelecekteki üyeliğine ilişkin mali paketi bile hazırladı.
Yani ortada sadece siyasi açıklamalar yok.
Gerçekten ilerleyen bir üyelik süreci var.
Fakat iş burada bitmiyor.
Çünkü Avrupa Birliği üyeliği sadece Brüksel’in “tamam” demesiyle gerçekleşmiyor.
Üye ülkelerin de sürecin içerisinde olması gerekiyor.
Ve Karadağ’ın karşısına çıkan en büyük problemlerden biri şu anda tam olarak burada bulunuyor.
Hırvatistan meselesi ortadayken von der Leyen neden Podgorica’da?
İşte benim asıl dikkatimi çeken nokta burası.
Karadağ bir taraftan Avrupa Birliği’nin istediği reformları yapmaya çalışıyor.
Yasalarını değiştiriyor.
Sınır güvenliğini yeniden düzenliyor.
Vize politikasını Avrupa Birliği ile uyumlu hale getiriyor.
Ekonomisini ve kurumlarını Avrupa standartlarına yaklaştırmaya çalışıyor.
Fakat diğer taraftan Hırvatistan, Karadağ ile geçmişten kalan meselelerin çözülmesini istiyor.
Savaş suçları.
Tazminatlar.
Kayıp kişiler.
Mülkiyet meseleleri.
Deniz sınırı.
Morinj.
Ve meşhur Jadran gemisi.
Yani Karadağ’ın karşısında sadece Avrupa Birliği’nin teknik kriterleri yok.
Balkanlar’ın geçmişi de var.
Şimdi insan doğal olarak şunu soruyor:
Karadağ bütün reformları tamamladığında Hırvatistan ile sorunlarını çözemezse ne olacak?
Asıl cevaplanması gereken soru bu.
Karadağ Avrupa Birliği için çok şey değiştiriyor
Karadağ’ın son yıllarda aldığı birçok kararın arkasında Avrupa Birliği ile uyum süreci bulunuyor.
Bunların içerisinde Türk vatandaşlarını da yakından ilgilendiren vize politikası var.
Sınır güvenliği var.
Yabancılar mevzuatı var.
Ekonomik ve hukuki reformlar var.
Karadağ bunların tamamını yaparken hükümetin halka anlattığı temel hedef belli:
Avrupa Birliği üyeliği.
Dolayısıyla Karadağ toplumunun da şunu sorması son derece normal:
“Biz bütün bunları yapıyoruz ama sonunda gerçekten Avrupa Birliği’ne girecek miyiz?”
Von der Leyen’in ziyaretinin önemi de burada ortaya çıkıyor.
Çünkü artık sadece güzel sözler değil, somut bir takvim konuşuluyor.
“2028’de 28’inci üye” gerçekten mümkün mü?
Karadağ hükümetinin en iddialı hedeflerinden biri bu.
2028’de 28’inci üye.
Slogan güzel.
Hedef de oldukça büyük.
Fakat Avrupa Birliği üyeliği sadece Podgorica’nın istediği tarihle gerçekleşmiyor.
Öncelikle kalan müzakere fasıllarının kapatılması gerekiyor.
Hukukun üstünlüğü ve yargı alanındaki reformların devam etmesi gerekiyor.
Organize suç ve yolsuzlukla mücadelede ilerleme bekleniyor.
Avrupa Birliği mevzuatına uyumun tamamlanması gerekiyor.
Sonra üyelik anlaşması geliyor.
Ve bunun üye devletler tarafından onaylanması gerekiyor.
Dolayısıyla “2028’de kesin Avrupa Birliği’ndeyiz” demek için henüz erken.
Ama “Karadağ Avrupa Birliği’ne hiç olmadığı kadar yakın” demek de yanlış olmaz.
İşte iki gerçek aynı anda burada duruyor.
Von der Leyen‘in çantasında ne var?
Von der Leyen’in ziyaretini sadece protokol fotoğrafları üzerinden okumamak gerekiyor.
Avrupa Komisyonu zaten haziran ayında Karadağ’ın gelecekteki üyeliğine ilişkin mali düzenlemeler üzerinde çalışmaya başladı.
Üyelik anlaşmasının hazırlanmasına yönelik çalışmalar da ilerliyor.
Yani Brüksel artık sadece “Karadağ reform yapsın” aşamasında değil.
Karadağ’ın bir gün gerçekten üye olması halinde Avrupa Birliği bütçesine nasıl dahil edileceği bile konuşuluyor.
Bu çok önemli.
Fakat aynı zamanda Brüksel’in Karadağ’dan beklentileri de devam ediyor.
Reform.
Hukukun üstünlüğü.
Sınır güvenliği.
Yargı.
Organize suçlarla mücadele.
Avrupa Birliği politikalarıyla uyum.
Yani von der Leyen Podgorica‘ya sadece tebrik etmek için gelmiyor.
Masada yapılması gereken işler de var.
Yarın sınır güvenliği mesajı verilecek
Ziyaretin dikkat çeken başka bir noktası da yarın gerçekleşecek.
Von der Leyen, Karadağlı yetkililerle birlikte yeni Ulusal Sınır Polisi Koordinasyon Merkezi‘nin açılışını yapacak.
Bu aslında sembolik açıdan oldukça önemli.
Çünkü Avrupa Birliği üyeliği konuşulurken sınır güvenliği de aynı paketin içerisinde bulunuyor.
Karadağ‘ın düzensiz göçle mücadele etmesi, Avrupa Birliği’nin vize politikasına yaklaşması ve sınırlarını daha sıkı kontrol etmesi Brüksel’in uzun süredir üzerinde durduğu konular arasında.
Dolayısıyla yarın verilecek fotoğrafın mesajı da aslında belli:
Karadağ Avrupa Birliği sınır sistemine hazırlanıyor.
Peki Hırvatistan ne olacak?
İşte bütün hikâyenin eksik kalan parçası bu.
Von der Leyen bugün Podgorica’ya gelip Karadağ’ın Avrupa Birliği yolunda ilerlediğini söyleyebilir.
Spajić de 2028 hedefini tekrar edebilir.
Milatović de Karadağ’ın Avrupa ailesinin doğal bir parçası olduğunu söyleyebilir.
Fakat Hırvatistan ile masadaki problemler kendiliğinden ortadan kalkmıyor.
Jadran hâlâ orada.
Savaş döneminden kalan dosyalar hâlâ orada.
Kayıp kişiler meselesi hâlâ orada.
Deniz sınırı hâlâ tam olarak çözülmüş değil.
Ve Hırvatistan zaten Avrupa Birliği’nin içerisinde.
Karadağ ise girmek isteyen taraf.
Bu nedenle Zagreb ile Podgorica arasındaki görüşmeler önümüzdeki dönemde en az Brüksel ile yapılan görüşmeler kadar önemli olabilir.
Brüksel Karadağ’ın arkasında ama son söz henüz söylenmedi
Bugünkü ziyaret bize aslında iki farklı Karadağ gösteriyor.
Birincisi Avrupa Birliği’nin görmek istediği Karadağ.
Reform yapan, fasılları kapatan, sınırlarını düzenleyen ve üyeliğe hazırlanan bir ülke.
İkincisi ise Balkanlar’ın gerçek Karadağ’ı.
Komşularıyla geçmişten kalan sorunları bulunan, içeride siyasi tartışmalar yaşayan ve Avrupa Birliği yolunda zor kararlar almak zorunda kalan bir ülke.
Bu iki gerçek aynı anda var.
Dolayısıyla Ursula von der Leyen’in Podgorica ziyareti önemli.
Ama tek başına hiçbir sorunu çözmüyor.
Şimdi asıl soru şu:
Brüksel’in güçlü siyasi desteği, Karadağ’ın önündeki Hırvatistan başta olmak üzere ikili sorunların aşılması için yeterli olacak mı?
Yoksa Karadağ bütün reformları yaptıktan sonra bu kez komşularıyla geçmişten kalan dosyaları kapatmak için mi bekleyecek?
Bunu önümüzdeki aylarda göreceğiz.
Ancak bugün itibarıyla bir gerçek var:
Karadağ Avrupa Birliği’ne hiç olmadığı kadar yakın. Ama kapı henüz açılmış değil.