HTŞ’nin Suriye’de Kürt Bölgelerine Saldırısı, IŞİD Teröristlerini Serbest Bırakması ve Kürtlere ile Hristiyanlara Yönelik Katliam İddiaları

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ

HTŞ’nin Suriye’de Kürt Bölgelerine Saldırısı, IŞİD Teröristlerini Serbest Bırakması ve Kürtlere ile Hristiyanlara Yönelik Katliam İddiaları

Şam, Suriye – 20 Ocak 2026 – Esad rejiminin Aralık 2024’te devrilmesinin ardından Suriye’de hakim güç haline gelen Hey’et Tahrir el-Şam (HTŞ), ülkenin kuzey ve doğu bölgelerinde kontrolü genişletme çabalarını sürdürüyor. HTŞ lideri Ahmed eş-Şara (eski adıyla Ebu Muhammed el-Colani) geçici devlet başkanı olarak göreve gelirken, grup artık Suriye’nin büyük kısmını yönetiyor. Ancak bu süreç, Kürt ağırlıklı Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile çatışmalar, IŞİD mahkumlarının serbest bırakılması iddiaları ve azınlıklara yönelik katliam suçlamalarıyla gölgelendi. 2025 sonu ve 2026 başından itibaren kuzey Suriye’de tırmanan şiddet, etnik temizlik korkularını ve IŞİD’in yeniden canlanma riskini artırıyor.Kürt Bölgelerine Yönelik Saldırılar HTŞ’nin Kürt bölgelerine yönelik saldırıları, 2025 baharından itibaren yoğunlaştı. Özellikle Halep’in Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahalleleri ile Tişrin Barajı, Manbij, Kobani (Ayn el-Arab) ve Deyr Hafir çevresi hedef alındı. HTŞ ve Türkiye destekli Suriye Milli Ordusu (SMO) güçleri, topçu, drone ve kara saldırılarıyla bu bölgeleri ele geçirmeye çalıştı.Ocak 2026’da Halep’in Kürt mahallelerinde başlayan operasyonlar, binlerce sivilin yerinden edilmesine yol açtı. Suriye ordusu ve HTŞ’ye bağlı gruplar, mahalleleri “askeri hedef” ilan ederek sokağa çıkma yasağı getirdi. SDG, bu saldırıların 10 Mart 2025’te imzalanan entegrasyon anlaşmasını ihlal ettiğini belirterek, ağır silahlarını çektiği bölgelerde bile sivil yerleşimlerin bombalandığını açıkladı. Halep Kürt Meclisi, çekilme teklifini reddetti ve çatışmaların devam ettiğini duyurdu.Türkiye’nin rolü burada kritik. Ankara, SDG’yi PKK’nın uzantısı olarak görüyor ve HTŞ ile SMO‘yu lojistik olarak destekliyor. Bu ittifak, Kürt özerk yönetimini (Rojava/Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi) ortadan kaldırmayı hedefliyor gibi görünüyor. SDG Komutanı Mazlum Abdi, uluslararası müdahale çağrısı yaparak, saldırıların “kan banyosuna” dönüşebileceğini uyardı. İnsan hakları örgütleri, keyfi tutuklamalar, yağma ve zorla yerinden etme vakalarını belgeledi.Haseke ve Rakka’da da çatışmalar sürüyor. SDG, HTŞ güçlerinin IŞİD tarzında infazlar gerçekleştirdiğini, bazı SDG savaşçılarının başlarının kesildiğini gösteren görüntüler paylaştı. Bu görüntüler, intikam döngüsünü derinleştiriyor.IŞİD Teröristlerinin Serbest BırakılmasıSuriye’deki en büyük güvenlik tehditlerinden biri, SDG kontrolündeki IŞİD hapishanelerinin (El-Hol, Şeddadi, El-Aktan gibi) HTŞ veya Suriye ordusu eline geçmesiyle binlerce IŞİD militanının serbest kalması. SDG, Rakka ve Deyrizor’da hapishanelere yönelik saldırılar düzenlendiğini, HTŞ’nin IŞİD üyelerini kurtarmak için operasyon yaptığını açıkladı.Ocak 2026’da Rakka’daki El-Aktan Hapishanesi’ne HTŞ saldırısı sonrası yüzlerce IŞİD’li serbest bırakıldı. SDG, bu kişilerin HTŞ saflarına katıldığını veya IŞİD’in yeniden örgütlenmesine yardımcı olduğunu belirtiyor. HTŞ’nin eski El Kaide bağlantıları ve IŞİD ile ideolojik yakınlığı, bu serbest bırakmaları şüpheli kılıyor. Eleştirmenler, HTŞ’nin bu militanları SDG’ye karşı kullanmak istediğini savunuyor.ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), bu gelişmelerin IŞİD’in toparlanmasına yol açabileceğini belirterek endişesini dile getirdi. SDG, hapishanelerin HTŞ’ye teslim edilmesine karşı çıkıyor ve IŞİD’in kaostan faydalanarak saldırılar düzenlediğini vurguluyor. Tahminlere göre 4.500’den fazla IŞİD militanı ve aileleri risk altında; bu durum bölgesel güvenlik için büyük tehdit oluşturuyor.Kürtlere ve Hristiyanlara Yönelik Katliam İddialarıŞiddetin en karanlık yüzü, azınlıklara yönelik hedefli saldırılar. Kürt bölgelerinde SMO ve HTŞ güçleri tarafından kaçırma, dayak ve infazlar rapor ediliyor. Haseke’de SDG savaşçılarının başlarının kesildiği görüntüler, IŞİD yöntemlerini andırıyor. Halep Kürt mahallelerinde sivil ölümleri artarken, DEM Parti ve diğer Kürt örgütleri “soykırım girişimi” olarak nitelendiriyor.Hristiyan topluluklar da benzer vahşetle karşı karşıya. 2025 Mart’ında Lazkiye ve Tartus kıyı bölgelerinde HTŞ yanlısı gruplar tarafından Alevi ve Hristiyan sivillere yönelik katliamlar yaşandı. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), Mart 2025’te yüzlerce sivilin öldürüldüğünü belgeledi. Hristiyanlar, tecavüz, yağma ve zorla din değiştirme iddialarıyla karşılaştı. HTŞ’nin şeriat uygulamaları, azınlıkları tedirgin ediyor.Bu olaylar, HTŞ’nin geçmiş El Kaide bağlantılarını hatırlatıyor. Ahmed eş-Şara’nın kapsayıcılık vaatlerine rağmen, anayasal düzenlemelerde İslam hukuku önceliği azınlıkları endişelendiriyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü, kimlik temelli infazları raporladı.Uluslararası Tepkiler ve Gelecek Endişeleri ABD, HTŞ’nin terör listesinden çıkarılmasına rağmen SDG’yi desteklemeye devam ediyor. Avrupa ülkeleri mezhepçi şiddeti kınarken, Rusya ve İsrail azınlıklara koruma teklif ediyor. SDG entegrasyon anlaşmasının uygulanamaması, Suriye’nin etnik bölünmesini derinleştiriyor.HTŞ’nin saldırıları ve IŞİD serbest bırakmaları, ülkede yeni bir terör dalgası riskini artırıyor. Diplomatik çabalar yetersiz kalırsa, Suriye’nin parçalanması ve azınlıkların yok edilmesi kaçınılmaz görünüyor. Kürtler ve Hristiyanlar, direniş çağrılarını sürdürüyor: “Direniş mirastır, herkes sahip çıkmalı.”

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ