Karadağ’da Üçlü Cinayet: Fail Rus Olunca Neden Kimse Sokağa Dökülmedi?
Karadağ’da Üçlü Cinayet: Fail Rus Olunca Neden Kimse Sokağa Dökülmedi?
Karadağ, dün Danilovgrad yakınlarındaki bir atış poligonunda yaşanan vahşi cinayetle sarsıldı. 30 yaşındaki Rusya vatandaşı Mihail Şabunin, aralarında poligon çalışanlarının da olduğu Petar Globarević, Momir Radonjić ve Nemanja Kapor’u katletti. Ardından başlatılan kovalamacada polisle çatışmaya giren katil, yakalanacağını anladığı an kendi hayatına son verdi. Ülke şu an bu kanlı olayın şokunu yaşıyor, ailelerin acısı taze.
Lakin bu işin sadece adli boyutu. Bir de madalyonun öteki yüzü var ki; Balkanlar‘daki medyanın, toplumsal reflekslerin ve adaletin nasıl ikiyüzlü işlediğini gözler önüne seriyor.
Geçmişte Türkler Söz Konusu Olunca Ne Olmuştu?
Hafızamızı biraz tazeleyelim. Bundan tam bir yıl önce, Karadağ‘da Türk vatandaşlarının adının karıştığı bir olay yaşanmıştı. Daha ortada fol yok yumurta yokken, soruşturma tamamlanıp mahkeme kararını vermeden yerel medya nasıl bir kampanya başlatmıştı hatırlayın.
Sokaklar anında gerilmiş, Türk işletmeleri ve bölgedeki masum Türk vatandaşları hedef tahtasına oturtulmuştu. Millet resmen sokağa dökülüp “Bunları buradan atın” havalarına girmişti.
Peki sonuç ne oldu? Yargı süreci ilerlediğinde, Türk vatandaşlarının olayla uzaktan yakından alakasının olmadığı, suçla ilişkilendirilemeyecekleri ortaya çıktı ve beraat ettiler. Ama o gün o gürültüyü koparanlar, masum insanları hedef gösterenler tek kelime bile etmedi.
Şimdi Fail Rus Olunca Neden Çıt Çıkmıyor?
Şimdi masaya bocalayalım tabloyu: Katil bir Rus. Ortada gencecik üç insan var, üç ceset var.
Peki nerede o dün Türkler için kılıç kuşanıp sokakları ayağa kaldıranlar? Nerede o “yabancılar ülkeyi ele geçirdi” diyen yerel medyanın o coşkulu manşetleri?
Çıt çıkmıyor. Herkes köşesine çekilmiş durumda. Olay münferit bir adli vakaya indirgeniyor, kimse Rus diasporasını, genel olarak Rusları ya da ülkedeki diğer Rusları hedef gösteren bir kampanya başlatmıyor.
İşte insanın zihnini tırmalayan asıl soru da tam burada başlıyor: Balkanlar’da adalet ve toplumsal öfke, failin pasaportuna veya menşeine göre mi şekilleniyor?
Nefret Bilerek ve İsteyerek mi Pompalanıyor?
Bu olay bize çok net bir şeyi gösterdi: Karadağ’daki bazı odaklar ve medya, toplumsal öfkeyi tamamen manipülatif ve seçici bir şekilde yönetiyor. İşine geldiğinde bir milleti hedef tahtasına oturtup kitleleri kışkırtmasını biliyorlar. Ama iş başka bir ülkenin vatandaşının suçuna gelince üç maymunu oynamaktan çekinmiyorlar.
Suç bireyseldir. Bir Türk suç işlediğinde bunu bütün Türklere mal etmek ne kadar ahmakçaysa, bir Rus katil olduğunda bütün Rusları suçlamak da o kadar yanlıştır. Aradaki fark şu: Türkler söz konusu olduğunda o toplumsal linç mekanizması anında düğmeye basılarak çalıştırılıyor; Ruslar söz konusu olduğunda ise derin bir sessizlik hakim oluyor.

K
aradağ Bu Sınavı Geçebilecek mi?
Karadağ son yıllarda Rusların, Türklerin, Ukraynalıların ve daha birçok milletten insanın gelip yerleştiği, yatırım yaptığı çok kültürlü bir cazibe merkezi haline geldi. Bu kadar farklı insanı çatısı altında tutan bir ülkenin en büyük felaketi, suçun ve adalet mekanizasının ırka göre esnetilmesidir.
Bugün o üç masum insanın canına kıyan kişi cehennemin dibine gitsin, hesabı hukuk önünde (veya gittiği yerde) verilsin. Ancak Karadağ toplumunun ve medyasının vereceği asıl sınav, bu acı olay üzerinden yeni bir yabancı düşmanlığı körüklememek ya da geçmişteki o ikiyüzlü tavırla yüzleşmektir.
Suçun pasaportu olmaz. Bir milletin tamamını bir katilin eylemiyle ya da yalan yanlış algılarla hedef göstermek adalet değildir. Karadağ halkı da medyası da artık bu ucuz ve tehlikeli oyunu bırakıp gerçeğe bakmak zorunda. Bakalım o cesareti gösterebilecekler mi?