Sırbistan’a Mladić Muhtırası: “O Töreni Yaparsanız AB Kapısını Unutun!”
Sırbistan’a Mladić Muhtırası: “O Töreni Yaparsanız AB Kapısını Unutun!“

Laheyde Yargılanan katliamcı
Balkanlar’da tarih hiçbir zaman geçmişte gömülü kalmıyor; tam aksine, en hassas damara ne zaman basılacağını çok iyi bilen bir saatli bomba gibi ortada duruyor. Lahey’deki cezaevi hastanesinde kilit altında hayatını kaybeden savaş suçlusu Ratko Mladić’in ardından bölgede yükselen dumanlar henüz dağılmadan, şimdi de masaya çok daha sert, çok daha net bir jeopolitik kılıç indirildi.
Bled Stratejik Forumu’nda kürsüye çıkan Hırvatistan Başbakanı Andrej Plenković, Belgrad yönetimine son yılların en net, en tavizsiz kırmızı çizgisini çekti. Plenković’in verdiği mesaj gayet açıktı, gevelemeye yer bırakmıyordu: Eğer Sırbistan, soykırım ve savaş suçlarından müebbet yemiş Ratko Mladić için herhangi bir devlet töreni düzenler, onu kahramanlaştırmaya kalkarsa; Avrupa Birliği kapısını ve üyelik hayalini sonsuza kadar unutabilir.
Zagreb-Belgrad Hattında Yeni Bir Diplomatik Düello
Mladić’in ölümünün ardından tüm gözler zaten Belgrad’a ve Bosna Sırp Cumhuriyeti’ne çevrilmişti. Sırbistan liderliği şu an tam anlamıyla iki ateş arasında sıkışmış durumda. Bir tarafta içerideki radikal milliyetçi tabanın, Mladić’i bir “milli kahraman” gibi uğurlama baskısı; diğer tarafta ise Brüksel’in fonlarına, ekonomik entegrasyonuna ve dış ticarete mahkûm bir devlet mekanizması var.
İşte Hırvatistan, bu sıkışmışlığı çok iyi görüp Belgrad’ın boğazındaki vidayı biraz daha sıkılaştırdı. Zagreb yönetimi, geçmişin o karanlık figürlerinin devlet imkânlarıyla aklanmasına, o katliam gölgelerinin yeniden sahnede “kahraman” diye parlatılmasına asla seyirci kalmayacaklarını açıkça deklare etti. Bu çıkış, sadece iki komşu ülkenin yıllardır bitmek bilmeyen kronik dalaşı değil; aynı zamanda Brüksel’in o ikiyüzlü, ağızlarda sakız olmuş “değerler ve kriterler” politikasının da en net aynası.
Brüksel’in “Değerler” Masalı ve Balkanlar’ın Kirli Gerçeği
Yıllardır Batı Balkanlar’a masallar anlatılıyor. Brüksel’deki koltuk sahipleri kalkıp sürekli “Hukukun üstünlüğü, demokrasi, geçmişle yüzleşme” ezberlerini okuyor. Fakat coğrafyanın gerçeği çok başka. Bölgedeki siyasetçiler hâlâ 1990’ların o zehirli, nefret dolu diliyle kitleleri arkalarından sürüklemeye, iktidarlarını bu kirli mirasa yaslayarak korumaya çalışıyor.
Hırvatistan’ın çektiği bu set, bir yandan Zagreb’e “Biz AB’nin bu kapıdaki nöbetçisiyiz, kuralları biz uygulatırız” kibrini ve rolünü hatırlatırken, diğer yandan Sırbistan için adeta bir kilitlenme noktası yaratıyor. Sırbistan yönetimi eğer iç siyasetteki o aşırı uçların gazına gelip Mladić için resmi ya da yarı resmi bir onurlandırma yoluna giderse, AB yolculuğu resmen tarihe gömülecek. Yok, eğer Brüksel’in ipine sarılıp cenazeyi sessiz sedasız, köşede bucakta halletmeye çalışırsa, bu kez kendi içerisindeki milliyetçi ortaklarından ve radikallerden “vatan haini” damgası yiyecek. Yani Belgrad için çıkmaz sokak.
Geçmişiyle Yüzleşemeyen Bir Coğrafya Geleceği Kurabilir mi?
Ratko Mladić fiziksel olarak bu dünyayı terk etti edeli, ama o ismin temsil ettiği zihniyet hâlâ Balkanlar’ın tepesinde kara bir bulut gibi dönüyor. Hırvatistan’ın bu resti, bölgedeki hiçbir ülkenin 1990’ların o ağır faturasından, o kanlı defterinden kaçamayacağını bir kez daha yüzlere vurdu.
Balkanlar’da her gün “istikrar, barış ve ortak gelecek” konferansları düzenleniyor, süslü laflar ediliyor. Ama ortada çözülmeyen devasa bir ur duruyor: Katili katil, soykırımı soykırım olarak kabul etmeyi beceremeyen bir siyasi akılla, bu coğrafyaya gerçekten huzur gelebilir mi?
Zagreb’in Belgrad’a fırlattığı bu diplomatik eldiven, önümüzdeki günlerde sadece iki başkent arasında değil, tüm bölge hatlarında yeni bir siyasi depremin fitilini ateşleyecek. Sırbistan’ın bu muhtıraya vereceği tepki, sadece Brüksel’le olan ilişkilerini değil, ülkenin önümüzdeki on yıllarda hangi rotaya savrulacağını da net bir şekilde gösterecek. Oyun yeniden kuruluyor, masadaki kartlar ortada; bakalım kim blöf yapıyor, kim gerçekten köşeye sıkıştı, hep birlikte göreceğiz.