“Deçan Hareketi” aldatıyor, çünkü Katoliklik Arnavut’çuluk değildir

Priştine Üniversitesi Filoloji Fakültesi Eğitim Görevlisi ve aynı zamanda edebiyatçı ve gazeteci Prof. Dr. Milazim Krasniqi, son yazısında Kosova’nın Deçan bölgesinde Müslüman Arnavutların Katolikliğe dönüşmesi için çalışmalar yapan “Deçan Hareketi”nin Katolikliği Arnavut olmakla özdeşleştiren iddialarını eleştirerek, Katolikliğin evrensel bir din olduğunu ve ulusal kimlikle ilişkilendirilemeyeceğini savunuyor. Krasniqi’nin, bu hareketin söylemlerinin hem Katolik doktriniyle hem de Vatikan’ın dinler arası diyalog politikasına aykırı olduğunu belirterek, söz konusu girişimlerin Arnavut kimliğini zayıflatmaya dönük hibrit bir yaklaşım taşıdığı görüşünü dile getirdiği yazısını ilginize sunuyoruz.
“Deçan Hareketi” ve diğer hibrit Arnavut karşıtı gruplar, Katolikliğe geçişin sözde Arnavutçuluğu güçlendirdiği tezini kendi Don Kişotvari savaşlarının savaş atına dönüştürdüler. Katolikliğin Arnavut olmayla eşitlenmesini, nihai bir gerçek gibi paketlemeye çalışıyorlar, oysa katoliklik gibi evrensel bir din ile Arnavutçuluk gibi küçük bir Balkan ulusunun ulusal kimliği arasında hiçbir eşitlik işareti olamaz. Bu yüzden burada kısaca, fakat yeterince doğru bir biçimde, Katolikliğin ne olduğunu ve onun Arnavutçulukla muhtemel ilişkisini analiz edeceğim. Neden? Geniş halkımızın, özellikle de çoğunluğu oluşturan Müslümanların buna ihtiyacı var; özellikle de sadece Kosova’da değil, Avrupa’da da dönüşüm fikirleriyle karşılaşan yeni nesillerin. Dolayısıyla, Kosova’da ve diasporada bugün bu Don Kişotvari haçlıların acımasız saldırılarına maruz kalan halkımız, Katoliklik hakkında bazı temel gerçekleri bilmelidir.
Öncelikle, Katoliklik Hristiyanlığın bir parçasıdır; yani Katoliklik dünya dininin bir bölümüdür, herhangi bir ulusal ideolojinin değil. 1054 yılındaki kiliselerin bölünmesinden (şizma) sonra Hristiyanlık içinde ayrılıklar ve doktrin farklılıkları oluşmuş olsa da Katoliklik onun temel bir parçası olmuştur ve olmaya devam etmektedir. Katolik Kilisesi çok uluslu bir yapıdır. Basitçe söylemek gerekirse, Katoliklik hiçbir ulusun ulusal dekoruna dönüştürülemez; ne İtalyanların, ne Almanların, ne Brezilyalıların, ne İspanyolların, hele ki Arnavutların ulusal dekoru olamaz. Heterojen yapısı ve küresel yayılımıyla Katolik Kilisesi, Rus, Yunan, Rumen, Bulgar, Sırp gibi Ortodoks kiliselerinde olduğu gibi ulusal bir kilise niteliği taşıyamaz.
Katolik doktrinine gelince, o kutsal kitaplara (İncil), geleneklere ve Kilise konseylerine dayanır. Katolik Kilisesi’nin kurucusu olarak İsa Mesih’i (İsa a.s.) kabul eder. Sonuç olarak, Katoliklikten ve Katolik Kilisesinden kaynaklanan herhangi bir Arnavut ulusal kimliği olamaz. Bugün dünyada yaklaşık bir buçuk milyar insan Katolikliğe mensup olduğundan, Arnavutların onun içinde veya Katolik Kilisesinde belirgin bir etki alanına sahip olabileceğini düşünmek safçadır.
Katolik dini bayramlarına gelince, elbette onlar Kilisenin tarihi ve doktrini içindedir ve Arnavut tarihi veya geleneğiyle hiçbir bağları yoktur. Dolayısıyla onların ulusal kimliği güçlendirdiği iddiası saflıktır. Her dinde dinî bayramlar dinî bayramdır; hiçbir zaman ulusal bayrama dönüşmezler.
Litürji diline gelince, Latince İkinci Vatikan Konsiline (1962–1965) kadar resmi dildi. Yani Arnavut Katoliklerin birçok kuşağı Latin ayinleri duyarak yaşadı ama bu onları daha az Arnavut yapmadı. Katolik Kilisesi, diğer çok sayıdaki kiliseyle ilişkilerinde nihai hedef olarak ekümenizmi ilan etmiştir. Diğer dinlerle, İslam dâhil, ilişkilerinde ise dinler arası diyalogu ve hoşgörüyü ilan etmiştir. Yani Katolik Kilisesi geçmişin uygulamalarından koparak barış ve hoşgörü çağrısı yapmıştır.
Bu tarihi, bu yapıyı ve Katoliklik ile Katolik Kilisesindeki bu gelişmeleri göz önünde bulundurarak şu sonuçlar çıkarılabilir:
Katoliklik, evrensel bir din olan Hristiyanlığın temel bir parçasıdır ve hiçbir ulusun ulusal dini haline gelemez. Yani “Deçan Hareketi”nin militanlarının yarattığı sisin aksine Arnavutların da değil.
Hırvat Ansiklopedisinde de açıkça belirtildiği gibi “Katolik Kilisesi ulus-üstü ve merkezidir”. Bu nedenle “Arnavut Katolik Kilisesi” diye bir şey oluşturulamaz.
Katolik doktrini İncil’den, geleneklerden ve Kilise konseylerinden kaynaklanır; Arnavut ulusal pratiğinden veya tarihinden değil. Bugünün hibrit örgütlenmeleri, örneğin “Deçan Hareketi”, bu doktrini değiştiremez.
Arnavut ulusunun bir kısmı bu dine mensuptur, ancak dünya genelindeki bir buçuk milyar Katolik arasında sayıları neredeyse sembolik kalır. Arnavut Katolik din adamlarının ve inananların ulusal katkıları elbette Arnavut ulusal, kültürel ve siyasi hareketlerinin bir parçasıdır. Ancak diğer dinî topluluklarda olduğu gibi, bu katkılar kaynağını Katolik doktrininden değil, ulusal duygulardan, ulusal ideolojiden ve tarihsel gelişmelerden alır.
Katolik Kilisesi zorla din değiştirmeyi terk etmiştir ve diğer dinlerle (İslam dâhil) ekümenizmi, diyalogu ve hoşgörüyü ilan etmiştir. Bu nedenle, kimse onun adına Kosova’da zorla din değişimi talep edemez. Bu bağlamda, Katolikliği zorla dayatan hibrit örgütlenmeler olarak “Deçan Hareketi”ne karşı Kutsal Makamın açık bir tutum sergilemesinin zamanı gelmiştir. Ve Vatikan devletinin Kosova’yı bağımsız bir devlet olarak tanımasının da zamanı gelmiştir; böylece Katoliklik adına Kosova hakkında kimin konuştuğu tamamen netleşmiş olur. Yine de o resmî tanıma olmadan bile, “Deçan Hareketi”nin İslam’dan Katolikliğe dönüş çağrılarının, Vatikan’ın İslam ile diyalog ve hoşgörü stratejisine aykırı olduğu söylenebilir. “Deçan Hareketi”nin eğilimleri, Kilisenin zorla Katolikleştirme yaptığı “Reconquista” dönemine daha yakındır. Ayrıca onların ulusal vurgu yapmaları, ulusal kimliği vurgulayan Sırp Ortodoks Kilisesi doktrinine benzer. Bu yüzden bu hareketin Katoliklikten çok Sırp Ortodoks Kilisesi konseptine yakın olduğu ve Katolikliği sadece bir maske olarak kullandığı ihtimali yüksektir.
Son olarak: Arnavut Katolik inananlar, Arnavut ulusunun saygın üyeleridir ve bu çarpık hareketin dışındadırlar. Bugüne kadar geleneksel Katoliklerden hiçbirinin (iki–üç kilisenin personeli dışında) bu harekete dahil olduğuna dair bir örnek yoktur. Dolayısıyla “Deçan Hareketi”nin Katolikliğe dönüşle ya da Arnavutçuluğu güçlendirmekle bir ilgisi yoktur. Onların temel amacı, Kosova’da Arnavutçuluğu zayıflatmaktır; çünkü Arnavutçuluk zayıflamadan Sırbistan’ın Kosova’daki etkisi geri dönemez. Arnavutçuluğun zayıflaması da Kosovalı Arnavutların çoğunluğunun İslam kimliğinin zayıflatılmasından geçer. Bizim İslam kimliğimiz, Sırp Ortodoksluğu ile tarih boyunca çatışma içinde olmuştur; Arnavutların İslam’a kitlesel geçişi de aslında Sırp Ortodoks Kilisesinin Arnavut Ortodoksları Sırplaştırma emellerinden kaçış olmuştur. Bugün de Arnavutlar ile Sırplar arasındaki mücadele alanı budur.
Haberlerimize yorumlarınızı bekliyoruz.